Uzun Hikâye
Yazar : Mustafa KUTLU
Yayınevi : Dergah Yayınları
Sayfa Sayısı : 115
İstanbul Sarıyer Ayazağa Anadolu İmam Hatip Lisesi 12. Sınıf öğrencisi Yiğit Talha BALYEDİ yazdı.

 

     Ali yetim bir Bulgar muhaciridir. Dedesi Pelvan Sülüman ile Bulgaristan'dan Türkiye'ye kaçmışlardır. Kendi babasını küçük yaşta kaybeden Ali Türkiye'ye geldikten sonra diğer akrabalarından bir türlü haber alamamıştır. Pelvan Sülüman İstanbul'a gelince hemşehrileri yardımıyla Eyüp Sultan'da bir ahşap ev bulur. Torunu ile birlikte orada yaşamaya başlar. Bunca sene geçimini hayvancılıkla sağlamış olan Pelvan Sülüman, burada da hayvancılık yapmak ister. Ahıra bir koyun alır. Zaman geçtikçe koyunların sayısı artar. Dede torun birlikte yaşayıp giderler. Ali de ortaokulu bitirmiştir.

     Her şey yolunda giderken Pelvan Sülüman'ın vefat etmesi üzerine Ali artık tamamen yalnız kalır. Evdeki bütün hayvanları satar ve bir daha o eve girmez. Münire ise Ali'nin sevdiği kızdır. Sarı saçlı ve mavi gözleri onun güzelliğini tamamlayan özellikleridir. Münire ile Ali Eyüp'ten tanışırlar. Münire'nin ailesinin Eyüp'te bir sineması vardır. Münire'nin ağabeyleri Eyüp'ün belalılarından oldukları için Münireyi sıkı bir yönetim altında tutarlar. Münire ile Ali, ağabeylerine rağmen birbirlerini severler. Günün birinde ağabeyleri Münire'yi zengin bir adamın oğluyla evlendirmeyi ister. Münire buna karşı çıksa da işe yaramaz. Dayak üstüne dayak yer. Her yeri morluklar içinde kalır.

     Bu olayları duyan Ali çok sinirlenir. Daha sonra Münire ile kaçarlar. 

     Bu yaşananlardan sonra ağabeyleri ikisinin peşine düşerler. Münire ile Ali izlerini bulamamaları için bir yere bağlı olarak yaşayamazlar. O kasaba bu köy derken günler birbirini kovalar. Bu yüzden Ali doğru düzgün bir işe girememiştir. Bir erkek çocukları olmuş ve o da yollarda büyümüştür.

     İkili bir vagon evde geçimlerini sürdürmeye başlarlar. Çocukları vardır. Ali ise bir kasabada ortaokul kâtipliği yapmaya başlamıştır. Okulun Bahçesine çeki düzen vermek için müdürle konuşur. Ali ve orada çalışan yardımcılar bahçeye güzelce meyveler ekerler. Gün geçtikçe müdür bu olanlardan böbürlenip herkese bahçeyi kendisinin yaptığını söylemeye başlar. Meyvelerden de kimseye vermez.

     Ali, haksızlığı kaldıramayan bir yapıya sahiptir. En nefret ettiği şey haksızlıktır. Müdürün karşına geçip meyveleri herkese eşit olarak dağıtması gerektiğini söyler. Eşit kelimesini duyan müdür Ali'ye, sosyalist misin sen yoksa, tarzında bir soru yöneltir. Aslında Ali sosyalist olmasa bile o sinirle evet sosyalistim der. Müdüre diklenen Ali kısa bir süre sonra işten çıkarılır. Bu olaydan sonra lakabı Sosyalist Ali olarak kalır. Müdürün yaptıklarını kendine yediremeyen Ali gece yarısı bahçede ekili olan bütün ürünleri toplayıp kaçar. Ailesi ile birlikte kasabayı terk etmek zorunda kalır.

     Ali, çocuğu ve karısıyla bir tren istasyonu bulur. Karısı Münire hamiledir. Ali trende istasyon şefi ile ahbap olur. İstasyon şefi, bir vagondan evde kalmalarına müsaade eder. Burada günler güzel geçmeye başlar. Ne yazık ki sonu güzel bitmez. Münire bir gece ansızın fenalaşır. Evin ağır işlerinden dolayı olacak ki bedeni buna dayanamamıştır.

     Ali oğluyla kalır. Baba-oğul bu göçebe süren hayatlarında her gittikleri yerde ev bulmakta zorluk çektikleri için Emin Efendi'nin yardımıyla Çerçi Abdullah adında bir işportacının evini tutarlar. Çerçi Abdullah'ın Celal adında bir oğlu vardır. Ali’nin oğlu ile hemen arkadaş olurlar. Celal ile Ali'nin oğlu aynı kıza aşık oldular. Celal, bir gün Ali'ye yaptığı bileziklerden birisini verip Ayla'ya götürmesini istedi. Celal'in çok az bir sürelik ömrü kalmıştı. Ayla anlayışlı bir kız olduğundan bileziği kabul eder. Ali'nin oğlu ise hem yaptığı işten dolayı mutlu olur hem de üzülür. Ali'nin oğlu Mustafa nihayet liseyi bitirmiş genç bir delikanlı olmuştur. Üniversite sınavına iki kez girmiş ve kazanamamıştır. Büyüdükçe babasına benzetilmekten gurur duymaktadır. Yeni gittikleri yerde Ali bir kitabevi satın alır. Buraya yeni kitaplar getirmek ister. Amacı bir kültür ocağı oluşturmaktır. Zamanla dükkândaki bütün işleri hallederler. Dükkânın adını Küçük Kitapçı koyarlar. Turan isminde bir genç dükkânın tabelasını yapmak için gelir. Turan, Osman adında bir ressamın yanında çıraklık yapmış ustası ölünce de dükkânın başına geçmiştir.

     Ali ile Mustafa'nın açtıkları kitabevi artık sinek avlar duruma gelmişti. Kimse kitap almamaktadır. Kasaba okuyan bir toplum değildir. Ali bir gazetede yazmaya başlar. Yazılarındaki siyasi görüşleri yüzünden ihbar edilir. Küçücük kasabanın hapishanesine mahkûm edilir. Mustafa ise kimsenin uğramadığı bu kitabevinde yalnız kalmıştır.

     Ali, topluma uymayan ve herkes gibi haksızlığa göz yummayan bir adam olduğundan dolayı gittiği hiçbir yerde barınamaz. Bu yüzden hayatı göçebe olarak geçer. Ama bundan asla mutsuz olmaz. Çünkü o herkes gibi değildi. Herkes gibi olmaması ona verilmiş en büyük ödüldü belki de.




Öğrenci Bilgileri
Öğrenci Adı : Yiğit Talha BALYEDİ
Sınıf : 12E
Yaş : 17
Okul Bilgileri
Okul Adı : İstanbul Sarıyer Ayazağa Anadolu İmam Hatip Lisesi
İl : İstanbul
İlçe : Sarıyer
Adres : Maslak Mahallesi, Sümer sokak No: 5, 34485 Sarıyer/İstanbul